Haliç Yarışması

İstanbul Senin – Haliç Kıyıları Tasarım Yarışması

Açıklama Raporu

Toplamda  7 Bölgeye ayrılan ve Eminönü İskelesinden başlayarak Alibeyköy’e kadar ulaşıp tekrar Haliç’in ağzına, Karaköy’e ulaşan alan Haliç Kıyıları düzenlenmesi kapsamında ele alınmaktadır. Haliç M.Ö. 3. y.y.’da Antik Yunan Dönemi’nden Roma’ya ve Bizans, Cenevizlilere oradan Osmanlı İmparatorluğu’na ve günümüze varan birçok katmanın izlerini özellikle Tarihi Yarımada ekseninde taşıyabilen özellikli bir bölgedir. Haliç kıyıları ise bu farklı dönemlerde farklı işlevsel özelliklerle biçimlenmiş ve özellikle Eminönü- Fener-Eyüp dışında kalan kıyı bölgeleri Osmanlı İmparatorluğu Dönemi ve sonrasında yoğun biçimde kullanılmıştır. 1800’lü yıllarda Unkapanı (Atatürk)  ve Galata köprüsünün yapılmasıyla Tarihi Yarımada’nın kıyılarıyla Karaköy-Azapkapı bölgesi arasında ulaşım kolaylaşmış ve kıyı kullanımı da bu eksende bütünleşmeye başlamıştır. Haliç’in özellikle 16.y.y.’dan başlayarak ve yoğun olarak ulaşım-ticaret ve üretim sanayinin geliştiği bir alan olarak kullanılması uzun süre bölgeyi atıl bir karaktere bürümüş Cumhuriyet Dönemi’nde ise yapılan imar planı hamleleri bölgenin tarihsel karakterini zedelemiş, 90’lı yıllarda verilen sit kararları ile bölge koruma altına alınmaya çalışılmıştır.

  1. Bölge

Perşembe Pazarı’ndan başlayıp Azapkapı’ yı, Haliç Tersanesi’ni, Kasımpaşa İskelesini, Tersane İstanbul’u da içine alıp Hasköy Parkı ile sonlanan alanın Haliç ile oluşturduğu kıyı bandı ise söz konusu bölgeleme içerisinde 7. Bölge olarak tanımlanmıştır. Tasarım sınırları verilen bölge, Haliç’in gelişim ve değişimine öncelik eden birçok niteliği barındırmaktadır. Haliçte bulunan ve 600 yıldır kullanılmakta olan Cami-Taşkızak Tersaneleri ile Haliç Tersanesi bu bölge içerisindedir. Tarihi yarımada ve Eminönü kıyıları ile bağlantıyı sağlayan Galata ve Un kapanı (Atatürk) köprüsü ile Haliç Metro Köprüsü de alana ulaşımı sağlamaktadır. Tarihi Yarımada’nın eşsiz siluetinin en iyi izlenebildiği, karşıdan ise Galata Kulesi ve Pera’yı sırtına alıp denize dökülürmüşçesine biçimlenen kıyı bandı yine bu alanın içerisinde izlenebilmektedir.

Çalışma alanımız olan bölge kendi içinde işlevsel ve mekânsal olarak dört farklı karaktere ayrılmıştır. Bu ayrım bölgeye bağlanan köprülerin ve tersanelerin işlevsel karakterlerinin oluşturduğu mafsallar arasında kalan alanlar olarak şekillenmiştir. Bu eksende bölgenin alt işlevsel zonları

  • Perşembe Pazarı Bölgesi,
  • Haliç Tersanesi,
  • Kasımpaşa İskelesi
  • Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri (Tersane-i Amire) olarak belirginleşmektedir.

Bölgeler arasında kıyı sürekliliğini sağlamak her ne kadar zor olsa da fiziksel birliktelik sağlanmaya çalışılmıştır.

  • Perşembe Pazarı

Atatürk Köprüsü ile Galata Köprüsü arasında kalan alan bölge içinde en yoğun yapılaşmanın ve farklı tarihsel katmanların bulunduğu alandır. Alan içerisinde 13.y.y.da Cenevizliler tarafından yapılmış surlara ait izler başta olmak üzere bugün korunmuş veya kısmen korunmuş çeşitli tarihi yapılar bulunmaktadır. Kurşunlu Han, Galata Bedesteni ( Fatih Çarşısı), Makbul İbrahim Paşa Cami, Yelkenciler Han ( Harap durumda), Yahya Paşa Çeşmesi, Yunus Baba Türbesi (fark edilmeyecek durumda), Sokollu Mehmet Paşa Cami (Mimar Sinan Eseri), Saliha Sultan Çeşmesi, Perşembe Pazarı bölgesinde konumlanmaktadır. Tersane caddesinin kuzey kısmında Arap Cami ve Galata Hırdavatçılar Çarşısı nitelikli ve alana komşu tarihi yapılar olarak belirginleşmektedir.

Ticari yapılar ve geleneksel imalat atölyelerinin yoğun olarak bulunduğu alan, kıyı kullanımında rekreasyon karakterinin öne çıkabileceği boşlukları da içermektedir. Perşembe Pazarı’nın bugünkü karakteri, çevre projelerin baskıladığı ve alanı dönüştürme riskinin eşiğine getirdiği gerçeğini bizlere söyler gibidir. Kıyı düzenlemesi kapsamında ele alınsa da alandaki tarihi yapılar, bu yapılara ait izler ve kullanım alışkanlıkları, onları oluşturan kullanıcıları ile birlikte korunmayı ve geliştirilmeyi hak etmektedir. Bu kapsamda Perşembe Pazarı kıyı tasarımı ele alınırken kıyıyı besleyen art alanının da mekânsal karakteri dikkate alınmış bu karakterin korunarak geliştirilmesinde kıyının katkısının artırılması hedeflenmiştir.

İlk olarak Karaköy Tramvay Durağı, Galata Köprüsü, Tünel Raylı hattından alana ulaşan ve Balıkçı Pazarı, Turyol Vapur İskelesi’nin karşıladığı, Fermeneciler Caddesi’nin devamı olan alan yeniden ele alınmış ve bu alan bir karşılama-giriş mekanı olarak yeniden çözülmüştür. Galata Köprüsü’nün oluşturduğu kot farkı ele alınmış, geniş bir kamusal merdiven-rampa çözümü önerilmiştir. Alanda bulunan büfe tarzı kiosklar ve beton amfi kaldırılarak kıyıya ulaşım fiziksel olarak rahatlatılmıştır. Turyol Vapur İskelesi için yeni bir mimari öneri yapılmış, yapının üst örtüsü uzatılarak gölgelikli alanlar artırılmaya çalışılmıştır. Bu alan aynı zamanda Galata Köprüsü ve tarihi Yarımada’nın da en iyi izlenebildiği alandır. Makbul İbrahim Paşa Cami ile kıyı arasında kalan alan genişletilmiş ve burada ağırlıklı olarak balıkçılar ve onların oluşturduğu gastronomik alışkanlıkları devam ettirmesi düşünülen balıkçı iskelesi önerilmiştir. Cami ile kıyı arasında bulunan taşıt yolu yaya öncelikli hale getirilmiştir. Alanın Atatürk Köprüsü yönünde devam eden açık alan düzenlenmesinde yeşil alanlar artırılmaya çalışılmış, mevcut ağaçlara ek yeni ağaçlar önerilmiş, çocuk oyun alanları bu yeşil alanlara önerilmiştir. Perşembe Pazarı’nda bulunan ve yapılarla kesiştiği bölgelerde yıkılarak yok olan Ceneviz Surları’ nın izleri tasarım kapsamında tekrar ele alınmış ve bu tarihsel iz mümkün olduğunca okutulmaya çalışılmıştır. Sur duvar ve kapılarının izlerinin devam ettiği aks tarihsel belgelerden yararlanılarak gerek zeminde, gerek 3 boyutlu elemanlar yardımıyla imgesel olarak tekrar inşa edilmeye çalışılmıştır. Arap Cami – Kıyı ekseninde bulunan birkaç küçük yapı kaldırılarak ve Yelkenciler Caddesi yayalaştırılarak Tersane Caddesi’nden kıyıya direk ulaşımı sağlayacak bir açık alan elde edilmiş, bu alanda kot farkından yararlanarak açık bir seyir amfisi önerilmiştir.

Kıyı bandının giderek genişlediği ve Haliç Metro İstasyonu’nu kullananların Karaköy’e yönlenerek ilk karşılaştığı alanda Haliç’e doğru inen ve suya teması artırmayı hedefleyen alternatif bir kıyı kullanımı önerisi geliştirilmiştir. Ardındaki yaya promenadına eklenen, Haliç’le ilişkiyi alanın tarihsel karakterine özgü bir tasarımla artırmaya çalışan öneri, farklı yaş gruplarından kentlilerin kullanımını müşterek kıyı başlığı altında değerlendirmektedir.

Haliç Metro Köprüsü alanla kesiştiği bölgede zemin sürekliliğini bozmamakta ama algısal olarak Sokollu Cami ve Saliha Sultan Çeşmesi’ni alandan ayırmaktadır. Tasarım kapsamında yaya-bisiklet ulaşımı çözümleri ve yeşil alan düzenlemeleri bu bölgede de devam ettirilmiş, tarihi yapıların nitelikli bir çevrede var olması sağlanmaya çalışılmıştır.

Hanların ve bedestenlerin bulunduğu bölgedeki taşıt yolları kıyıyla ilişkilendiği bölgelerde yayalaştırılmaya çalışılsa da birçok taşıt yolunun şu anda kullanıldığı hali ile bırakılması önerilmiştir. Bunun nedeni bu yolların servis amaçlı olarak tarihi yapılarla bütünleşik bir karakterinin oluşmuş olması ve yaşantının bir parçası haline gelmesidir.

  • Haliç Tersanesi

Haliç Tersanesi mülkiyeti İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne aittir ve kısmen halka açılması hedeflenmektedir. Bu anlamda şartname eki olarak verilen projelerden de anlaşıldığı üzere bir Haliç Müzesi projesi alanda geliştirilmiştir. Haliç Tersanesi’nin tersanede bulunan tarihi yapılar korunarak ve yeni kamusal işlevler yüklenerek kente kazandırılacak olması kıyı kullanımı adına olumlu bir gelişmedir.

Perşembe Pazarı bölgesinden alana ulaşımda Atatürk Köprüsü ve köprünün devamındaki caddeler yaya ve bisiklet yolu sürekliliğini sekteye uğratmakla beraber köprünün altından bir bağlantı geliştirilebileceği düşünülmüştür. Evliya Çelebi Caddesi üzerinden mevcutta bulunan park da kullanılarak Haliç Müzesi önündeki yaya girişine ulaşılabilmektedir. Yaya ve bisiklet için müzeye ulaşımda bazı tretuvar genişlemeleri ya da bisikletler için taşıt yolunda sınır tanımlayan çözümlerle süreklilik sağlanabilmektedir. Haliç Tersanesi bölgesinde kıyı düzenlemesi anlamında kullanımdan kaynaklı kısıtlamaların olması bu bölgenin bu kısıt koşullar ekseninde ele alınmasını gerektirmiştir.

  • Kasımpaşa İskelesi

Kasımpaşa İskelesi, sosyal tesisi ve ardındaki alan Haliç Müzesi ile bütünleşik olarak tekrar tasarlanmıştır. İskele ve sosyal tesis önündeki araç yolu, otoparkı ve yeşil alanı yaya öncelikli olarak ele alınmıştır. Mevcut yapılara ulaşımı sağlayan taşıt yolu ve otoparkı Bahriye Caddesi çeperine yaklaştırılarak çözülmüş, alan taşıttan arındırılmıştır. Bu düzenleme Haliç Müzesi ve iskele yapısının girişinde geniş bir yaya alanının elde edilmesini sağlamıştır. İskele Meydanı olarak tanımlanan alandan denize inen merdivenler önerilmiştir. Vapur iskelesi ve sosyal tesis yapıları için Haliç Müzesi’ne paralel bir yerleşim önerilmiş, kıyıdan da müzeye ulaşım sağlanmıştır. Haliç Müzesi yapılarının tarihsel kimliğini güçlendirirken onlara yakın bölgede konumlandırılan kıyı yapılarının da niteliği önemsenmiştir. Kasımpaşa İskelesi silüetini Haliç Müzesi ile birlikte bütünleyen çağdaş bir ek yapı karakteri, tarihsel olanla bugün olanın birlikte kıyıya ve yaşantıya değer katacağı düşünülerek önerilmiştir. İskele ve art alanının devamında bölgede yine bir mafsal noktası tanımlayan ve askeri amaçlı olarak kullanılan yapı bulunmaktadır. Osmanlı Dönemi’nde Divanhane olarak isimlendirilen ve Bahriye Mektebi olarak kullanılan yapı bugün de Deniz K.K.’ a ait askeri bir yapıdır. Yapının iskele kısmında yine Komutanlığa ait gemilerin demirlemesi için parmak iskeleler bulunmaktadır. Bölgenin kuzey yönüne yaya ve bisiklet rotalarının devamlılığını sağlamak üzere Divanhane binasının kıyısından belli koşullar sağlanarak ulaşılabileceği düşünülerek yaya ve bisiklet yolları kıyıdan devam ettirilmiştir.

  • Camialtı ve Taşkızak Tersaneleri (Tersane-i Amire)

Haliç’e karakterini veren en önemli yapılar Camialtı ve Taşkızak Tersaneleridir. 1455 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yapımına başlanan tersaneler Osmanlı İmparatorluğu Dönemi’nde gelişerek büyümüştür. Asıl amacı Osmanlı Donanması’na savaş gemisi üretmek olan tersane, çevresinde de gemi sanayi ile ilgili birçok sektörü ve ticareti geliştirmiştir. Cumhuriyet Dönemi’nde kullanım yoğunluğu azalsa da yakın tarihe kadar asli amacını devam ettirmiştir.

 Alanda yat limanı ve bunları destekleyen alış-veriş, otel gibi işlevlerle yenilenmek üzere restorasyon çalışmaları yapılmaktadır. Verili projeler üzerinden alandaki tarihi tersane yapılarının ve yeni eklenecek yapıların işlevsel niteliklerini anlamak olanaksızdır. Bu yapıların mekânsal karakterleri okunamadığı için kıyıyla ilişkilerine öneri getirilememiştir.

Alanda kamusal niteliğe sahip ve denizden ulaşımı sağlayan bir vapur iskelesi bulunmaktadır. Kamusal alan sürekliliğini sağlamak adına bu vapur iskelesine kıyıdan ulaşımı sağlayan yaya-bisiklet yolu ulaştırılmıştır.

 

Yer:

İstanbul

Durum:

Yarışma Projesi, 3. Mansiyon Ödülü

Konu:

İşveren:

İBB Park Bahçe ve Yeşil Alanlar Daire Başkanlığı

Projelendirme Yılı:

2020

Proje Ekibi:

‘IK’I +’I Mimarlık, Gülcan Afacan, Ezgi Güven, Ece Kandemir

Tarih:

Kapat
type characters to search...
Kapat